Korunma Yöntemi Olarak Kısırlaştırma ve Tarihi

0
525

Gebeliği önlemede daha etkili bir yol, erkeğin yada kadının kısırlaştırılmasıdır.

Erkeklerde Kısırlaştırma
Tarihte iğdiş edilmenin ilk uygulandığı yer büyük bir olasılıkla Çin’dir. Gebelikte testislerin ve yumurtalıkların rolünü anlamak için Çinliler hayvanları incelediler. Köpekleri, horozları ve boğaları birayli başarıyla iğdiş ettiler. İnsanları da iğdiş ettiler. Çin tıp tarihinin başlangıcında iğdiş etmek bir ceza olarak uygulanıyordu. Milattan 1200 yıl önce Chou hanedanında, imparatorla ailesinin uşaklarında ve mahiyetlerindekilerde uygulanıyordu.
Asur, Babil ve öbür uygarlıklarda köleler iğdiş edilip evde bekçi olarak bırakılırlardı. Bu adamlar cinsel ilişkide bulunamayan hadımlar olarak bilinirlerdi.
Avustralya yerlilerince kullanılan başka bir cerrahi kısırlık yöntemi, koolpi ya da alttan şak açmaktı. Dini bir törenle yapılan bu ameliyatta testislere yakın bir yerden uretrada bir ince yarık açılırdı. Boşalma sırasında meni vajinaya gitmeyip bu yarıktan dışarıya akardı.
Romalılar çok etkili bir korunma yöntemi uygulayarak penise bir halka takıyorlardı. Bu ameliyat sırasında, penisin üzerindeki deri, başın üzerini tümüyle örtünceye kadar öne çekiliyordu. Sünnet derisinin ön ucundan geçirilen iki iplik her gün ileriye geriye çekilerek iki tane belirli delik oluşturuluyor, sonra bunlardan geçirilen bir halka ile cinsel ilişki olanağı kaldırıyordu. Bu yöntem aynı zamanda, ilk çağların sonradan düzeltilip eski durumuna getirilebilen ilk ameliyatlarından biriydi.
20. yüzyılda röntgen ışınlarının hem erkeği hem de kadını kısırlaştırabildiği keşfedildi . Fakat bunun zararlı etkileri ve sonradan kansere yol açabileceği anlaşılınca, bu konudaki araştırmaların büyük bir bölümü bırakıldı.
Vasektomi ( spermi testislerden taşıyan kanallar ameliyatla kesip çıkarılır ) en yaygın bir kısırlaştırma yöntemi olmuştur. Bu ameliyat 1900’lerde geliştirilmiş, aradan geçen yıllarda daha mükemmel bir biçimde konulmuştur ve halen çok gözde bir doğum kontrol yöntemidir.


Kadınlarda Kısırlaştırma
Kadının gebe kalma sorunu bütün tarih boyunca araştırılmıştır.
Milattan 400 yıl önce Hipokrat şişman kadınların, zayıf kadınlardan daha az çocuk doğurduklarına dikkat etmişti. Bunun sonucu olarak kısırlaşması için kadınların şişmanlamaları önerilmişti. Şaşılacak şeydir, çağdaş tıp da aynı sonuca ulaşmıştır. Çok şişman olan kadınlarda normal yumurtlama olmaz, bu nedenle daha az doğururlar.
Kadının kısırlaştırılmasında en kesin yöntem yumurtalıkların çıkarılması olmuştur. Eski Mısır’da hükümdarlar kadınlarının yumurtalıklarını çıkarıyorlardı. Kadın genç yaşta kısırlaştırılırsa, cinsiyet özelliklerinin gelişmeyeceğine ve gençliğini koruyacağına inanılıyordu.
Bekaret kemeri cinsel ilişkiyi engellemek için, sık sık kullanılan bir aletti; Fransa’da Haçlı Seferleri sırasında, 1180 yıllarında kullanılmaya başlanmıştı. Kemer başlıca İki parçadan oluşmaktaydı: Bükülebilir bir madensel şerit ve delikli bir levha, şerit kalça çevresine geçiliyordu. Alt kısmı, kaba etlerin üzerinden geçiriliyor, aletin ikinci kısmı bir eklemle önde bir levhaya takılıyordu. Madenden, kemikten ya da fildişinden yapılan ikinci parça dışbükey olup, pubisin üzerine sıkıca bastırıyor, aşağıya doğru uzanıp vulvayı tümüyle kapatıyordu. Dişli ya da düz bir delik doğal fonksiyonlara izin veriyorsa da, penisin ucunun bile girmesine müsaade etmeyecek kadar küçük oluyordu.
Kuşkusuz, gebeliği önlemek için tarihte, bazıları akla yakın olan daha bir çok yol ve yöntem olmuştur. Bunlar başarılı olmayınca, düşükler ve bebeği telef etmek gibi aşırı önlemlere başvurulmuştur. Aslında bunlar doğumu değil, nüfusu kontrol etme konusundaki ilk önlemler olmuştur.
Eski yöntemleri çoğu kadını istenmeyen gebeliklerin kaygılarından asla gerçek bir biçimde kurtarmamıştır. Ayrıca 20. yüzyılda kadınlar, gebelikten korunma konusunda güven, kendine saygı ile yaklaşımda bulunma olanağına sahip olabilmişlerdir.


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin